Cuma , Ağustos 16 2019
Anasayfa / Güncel / Osmanlı Akıtma Sanatı’nın son temsilcisi: Osman Menteş

Osmanlı Akıtma Sanatı’nın son temsilcisi: Osman Menteş

Bilecik’e bağlı Kınık Köyü, Türkiye’nin en önemli çömlek üretim merkezlerinden birisi olarak ön plana çıkıyor. Kınık Köyü olmak üzere birkaç yörede az sayıda ustayla çömlek sanatı devam ediyor.

Çömlekçilik hayatına nasıl başladığını anlatan Menteş, “1970 yılında çömlekçiliğe başladım. Bir başkasının yanında öğrendim. Halil Ceyhan hocamdı. 12 yaşında mecburiyetten bu işe başladım. Köyde başka uğraşacak iş dalı yoktu. 1979’da askere gitmeden önce atölye açmayı denedim ama başaramadım. Askerden geldikten sonra devam ettim. 1980 yılında kendi atölyemi açtım. 37 yıldır ben bu atölyeyi işletiyorum. Emekli olunca serbest çalışmaya döndü. Atölyeye gelmeden duramam. O artık benim içindedir. Bağımlısı durumuna geldim. Burada mutlaka bir şeyler yapmam gerekiyor. Yapmadan duramam. Yenilikler yapmak zorundasın. 1987 yılında İnegöl’de plastik sektörü hızlanınca çömlekçilik durdu. O dönemlerde saksı, testi ve yine mutfak eşyaları yapılsa dair porselen sektörü hızlanınca iş tamamen bitme noktasına geldi” dedi.
“ Bu işi bilen var ama yapan yok”
Türkiye genelinde sadece Kınık Köyü’nde astar çalışması yapıldığını belirten Menteş, “Bulgaristan’dan gelme göçmen arkadaşlar vardı. Onların yapmış olduğu işi İnegöl’de yapıyorduk. Daha sonra burada (Kınık köyü) 5 kişi bir grup kurdu. Benim haricimde 5 kişi grup kurdu. Biz deri süslemesi yapıyorduk. Testinin üzerine deri süsleme yapılıyordu. Daha sonra yağlı boya girdi. Yağlı boya dönemi de bir dönem gitti. Ben bu dönemlerin içersisinde üniversitelerle çalışmalar yapıyordum. Tanıdığım hocalarda vardı. Bu işi bilen var ama yapan yok. Kınık geleneksel boya biraz sıkıntılı bir iştir. Zordur. Deri sertliğine geldiğinde boyamak zorundasın. Öbür seramikler gibi değildir. Kırmızının üzerine fırça çalışması ya da buna benzer çalışmalar değil. Bu çalışmayı deri sertliğinde yapıyorsunuz ve astara daldırıyorsunuz. Türkiye genelinde sadece Kınık Köyü’nde astar çalışması yapılıyor. Dünya genelinde ise astar çalışması Bulgaristan’da yapılıyor. Bu iş konusunda Bulgaristan bizden biraz daha ileridedir. Yoğunlaşmış bir iş Bulgaristan’da. Bizde ise çok kalmadı. İznik, çinisine yönelmeler başladı. Çini üzerine fırça çalışmaları yapılmaktadır. Yapım aşaması değil de süsleme aşaması daha zordur” açıklamasında bulundu.
“1980 yılında 70 atölye vardı şimdi ise 15 tane “
Menteş, “Ben yaptığım ürünleri toptana vermiyorum. Buraya gelen, giden insanlara veriyorum. Fuarlara ve sempozyumlara gidiyorum. Bu tür yerlerde yapmış olduğum işleri bitiriyorum” dedi.
Eskiden 70 tane atölyenin olduğunu söyleyen Menteş, “Bu işleri deri süslemeden sonra yağlı boya, yağlı boyadan sonra da tekrar sektörde canlanma oldu. 1980’li yıllarda Kınık Köyü’nde 70 tane atölye vardı. Şu an 15 tane atölye kaldı. Bizim kendi çabalarımızla ayakta kalıyoruz” şeklinde ifade etti.
“Çömlekçi çoktur ama bizim boyama sistemi hiçbir yerde yoktur”
Göçmen olduğunu söyleyen ve Kınık Köyü’ne geldikten sonra çömlekçiliğin yaygınlaştığını belirten ve çömlekte boyama sisteminin diğer çömlekçilere göre farklı olduğunu belirten Menteş, “Osmanlı- Rus savaşında bizimkiler buraya geliyorlar. Daha sonra çömlekçiler geliyor. 2 tane çömlekçi geliyor. Daha sonra köyde yaygınlaşma oluyor. Bu civarda hiçbir yerde yoktur. Sadece Kınık Köyü’nde vardır. Türkiye genelinde aslında çömlekçi çoktur. Fakat bizim boyama sistemi hiçbir yerde yoktur. Biraz daha ince çalışmalar yapıyoruz. Toprağı, yine kendi bölgemizden kullanıyoruz.
Toprağın demir oranı fazladır. Kıvama ise ıslayarak ve silindirilenden geçirerek getiriyoruz. Yapım aşaması silindirlerden geçirirsen 7-8 kişi, grup oluşturursun. İşçi bulursunuz. Modern teknikler geliştiği için değirmenlerde döndürerek süzülür, hazırlanır. Bunun üzerinde ki beyaz, kırmızı, siyah boyaları oksitlerden kendimiz hazırlarız.
İznik veya Kütahya boyası gibi sır boyalar değildir. Sıra karıştırılan boya değildir. Toprak ile karışım boyalardır. Boyama çalışması ise astar çalışması yapılıyor. Beyaz astara da yapabilirsiniz. Burada kendini geliştirmek kişiye bağlıdır.
Bisküvi pişirimi yapılır. Bisküvi pişiminkinden sonra sırlı çalışma yapılır. Yapılan bir iş en azından 12 seferinden elden geçmektedir. Zaman isteyen bir iştir” şeklinde konuştu.
Menteş , “Toprağın içerisinde sert maddeler kalmayana kadar yoğurursunuz. Toprağın içerisinde küçük çöp bile olsa içerisinden ayrılır. Tamamını bozmazda belirli yerde gözükür. Belli olur” açıklamasında bulundu.
“ Bu meslek tamamen bitme noktasına geliyor”
Gençlerin bu mesleğe yönelmediğini ve işin zor olduğunu belirten Menteş, “Bu meslek, ağır bir meslektir. Gençler bu işlere pek yönelmiyorlar. Yönelmediği gibi de zaten bu iş olmuyor. Ölüyor.
Bu meslek tamamen bitme noktasına geliyor. Avonos’ta yapılıyor. Yapılmıyor değil ama Avonos’ta sadece artık ticari boyutun dışında görsel turizme yönelik olduğu için bir yerde mecburiyetten yapıyorlar. İsteyerek yapmıyorlar. Her işte aynıdır. Mücadele ve sabırla yapmış olduğun işte istikrar çok önemlidir” şeklinde konuştu.

Kaynak: Ticari Hayat – ESRA SARI

Facebook yorumları

Hakkında admin

İlginizi çekebilir!

Kınık çömlekçiliği İzmir’de tanıtıldı

Bilecik’in kültürel ve sanatsal değerleri, 12. Uluslararası Travel Turkey İzmir Turizm Fuarı’na damga vurdu. Fuarda, …

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: